2 Ocak 2013 Çarşamba

Bizim hikayemiz...

Klasik bir öğleden sonraydı, arkadaşları bekletmemek için ders notlarını alelacele toparlayıp sınıftan dışarı çıktım. Hızlı adımlarla çıkışa doğru yürüyordum ki telefonum çaldı, bir elimle dağılmak üzere olan ders notlarını düzene sokmaya çalışırken, diğer elimle de telefonu açıp kulağımla omzumun arasına koyarak konuşmaya çalıştım, daha doğrusu çığıran arkadaşımı dinledim. "Neredesin sen ya, hepimiz seni bekliyoruz." Cevap vermeme gerek bile kalmamıştı, kendimi dışarı attığımda orada bekliyorlardı telefonu kapayıp, "Geldim işte geldim." diyebildim. Sonra hemen;  "Nereye gidiyoruz?" dedim geç kalmışlığımın üzerini örtmek ister gibi. "Şu köşede yeni bir cafe açılmış, nezih bi' yer, çalışanları da çok yakışıklıymış ha." diyerek kıkırdadı.  "Amaan öff, sana da iyi malzeme oluyorum bu ara." diyerek omuz attım. Hava soğuktu, ee ben sigarada içmediğime göre dışarıda oturmam için bi sebep yoktu. "Hava çok soğuk, hiç dışarıda oturamam valla. Sigara içen arkadaşlar nöbetleşe dışarı çıkıversinler." diyerek içeri daldım. Şöyle cam kenarı, yağmurun cama vuruşunu net izleyebileceğim bir masa seçtim ve direkt oturdum. Üç kız, iki erkekten oluşan bi' grubumuz vardı, benim kendime yakın gördüğüm tek kişi ise Melis'ti. Sandalyemi çektim ve O'da yanıma oturdu, defterim biraz ıslanmış gibiydi ama notlar dosyada olduğu için zarar görmemişti. Defteri, içindeki notlar düşmeyecek şekilde düzenleyerek kaloriferin üzerine koydum ve ders notlarını incelemeye devam ettim. O arada garson gelmiş ve ne içeceğimizi sormuş benim hissettiğimse Melisin dirseğinin bel boşluğuma gömülmesiydi. "N'oluyor be?" der gibi baktım gözlerimi açarak. Herkes çoktan siparişini vermiş, garson çocuk ise gözlerini dikmiş bana bakıyordu. 

"Hı, kahve alayım ben bir fincan. Sade olsun lütfen." 
"Geldik şuraya bi' tat ver istersen, kaldır şu notları da iki sohbet edelim."
"Tamam tamam, son olarak şuna da bi bakay..." dememe kalmadan çekti aldı önümden hepsini. Neyse ki kahvelerimizde gelmişti. Muhabbet gittikçe iyiye gidiyordu, gülmekten hepimizin çene kasları gevşemeye başlamıştı ki. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadığımız gibi bir sonraki derse de geç kalmıştık. Hızlı bir şekilde hesabı ödeyip kalktık. Hocadan izin alarak dersine girdik, yeni konulara çoktan giriş yapmışlardı bile. Çantama elimi attığımda dank etti,
 "Allah kahretsin, defterim." 
"N'oldu be, ne sayıklıyorsun? Ne defteri?" 
"Defter defter, ıslandı diye cafe de kaloriferin üzerine koymuştum, aceleyle kalkınca da unutmuşum."
"Hay senin aklına, kızım aşık mısın? Neyse çıkışta bakarız tamam, sakin ol."
İnşallah biri içine açıp bakmamıştır, tüm ders notlarım oradaydı tamam ama ben defteri hiç bir zaman yalnızca defter olarak kullanmam ki. İçinde özel olan küçük not kağıtlarım, aynı zamanda can sıkıntısından karaladığım yazılarla, defter ders notlarından çok sanki bi günlüktü o defter benim için. O ders bana bitmek bilmedi, çıkışta nasıl fırladıysam kendimi cafe de buldum. "Merhaba, biz biraz önce arkadaşlarla şu masa da oturmuştuk, kalorifere ıslanmış olan defterimi kuruması için koymuştum ama unutmuşum. Acaba siz gördünüz mü? Sesimden ne derece heyecanlı olduğum anlaşılıyor olmalıydı ki, adam benimle sakin bir şekilde konuşmaya çalıştı, "Sakin olun, eğer dediğiniz gibi burada unutmuşsanız buluruz. Ben bi' arkadaşlara sorayım, sizde o zamana kadar şurada oturun isterseniz?" Tamam der gibi başımı sallayıp, oturdum sandalyeye. Adam gecikmişti, bir aksilik olduğunu sezdim. İstemsizce sürekli olarak ilk saate bakıp ardından etrafıma bakıyordum ki, adamı gördüm ve direkt olarak ayağa kalktım. Kafasını iki yana sallayarak, "Maalesef hanımefendi, bulamadım." dedi. İçimden bir ses çık git diyordu moralim de düşmüştü zaten. Eve gidene kadar düşündüm, nereye gidebilirdi ki? Umarım biri bulmuştur ve bana vermek için almıştır diye geçiriyordum içimden. Aradan bir kaç gün geçti, defterimden hala bir ses yoktu. Tabi ben bu arada Melisin başının etini yiyordum. Artık bir haftayı geçmişti ve bende ümidi tamamen kesmiştim.

 Sabah uyandım, saate bakmak için yastığımın altında duran telefonumu elime aldım ve tek gözle "1 Mesaj alındı." yazısını gördüm, direkt açtım. "Şeyy merhaba, sen benim henüz kim olduğumu bilmiyorsun ama ben seni çok iyi biliyorum :) Hemen ayağa kalkıp giyinmelisin, zaman kaybetme. Bu arada günaydınn :)"  Şaka mıydı bu? Saate tekrar baktım 10:17. Koşarak yataktan kalktım, ayağımın biri yorgana takıldığı için sendeleyerek Melisin yatağına uçtum. Kız neye uğradığını şaşırdı. "Kızım manyak mısın ya? Saat kaç ne oluyor, rüyanda beni mi gördün yoksa?" diye geyik yapmaya çalıştı ama hiç sırası değildi. "Dalga geçmeyi bırak da uyan, mesaj gelmiş ne yazıyor bir baksana. Sence biri benimle oyun oynuyor olabilir mi?"
"Tamam dur dur panikleme hemen ya, ayılayım önce bi' izin var mı?"
"Öff bi' kerede geyik yapma kızım ya, dur ben giyineyim her ihtimale karşı." -Odaya koştum.-
"Bu arada ne giyeyim ben Melis yaa?"
Sanki bir anda gelişti her şey, dışarı çıktık. Melis her ihtimale karşı yanımda gelecekti ama uzakta duracaktı. Eee, kim olduğunu bilmediği biriyle buluşmaya kim yalnız gider ki? Bir mesaj daha geldi. "Okul kütüphanesine gelmeni istiyorum. Orada seni bir sürpriz bekliyor olacak. Ha bu arada, yalnız gelmelisin ;)"
Okula çağırması iyi bir şeydi, kötü bir niyeti olmadığı da açık. Okul kütüphanesinde en fazla ne yapabilirdi ki?
Mesajı birlikte okuduğumuz için, Melis; "Canım sen yalnız gitmelisin ben buralardayım ama bi'şey sezersem müdahale ederim tamam mı? Sakin olmaya çalış, hadi görüşürüz." diyerek öptü beni. Heyecandan kalbim yerinden çıkacaktı sanki. Kütüphane hep çok kalabalık olurdu ama bu defa bir elin parmağını geçmeyecek sayıda kişi vardı. Kapıdan içeri girecektim ki, kapıdaki nota takıldı gözüm; "Hoş geldin, okları takip et ve 2. aradan ilerle :)" Her geçişimde de notları çıkartıyordum yerinden. İkinci araya girdim, büyük ansiklopedilerin olduğu kısma. Serinin en kalın kitabına iliştirilmiş bir not daha, "Üzerindekiler sana çok yakışmış, her zamankinden daha güzelsin bugün...Sola dön." Bu notu da çıkartıp aldım yerinden ve yüzüm kızarmaya başlamıştı. Sola döndüm ve rafta gözle görülür bir boşluk vardı, oraya doğru ilerledim. Bir not daha... 


"Tam sevdiğin gibi cam kenarı masa ve duvar dibi, oraya oturmalısın. Sürprizin orada seni bekliyor :)" Masaya doğru ilerledim ve kırmızı bir kurdelayla sarılmış bir kutu karşıladı beni. Kurdelanın ucuna iliştirilmiş son notu da çekip aldım. "Geleceğine emindim, paketi açmak için sabırsızlandığını biliyorum. Eee hala neyi bekliyorsun :)" Ani bir refleksle arkamı döndüm, sonra yavaşça etrafıma baktım ama kimse yoktu. Sandalyeyi çekip oturdum ve paketi açtım. Kutunun kapağını kaldırdığımda, şok olmuştum. Kaç gündür yana yakıla aradığın defterim... Defterin üzerinde ki notta şöyle yazıyordu; "Güzel yazıyorsun, okuduğum için bana istediğin kadar kızabilirsin ama bende senin için bir şeyler yazdım ve okumanı istiyorum. Hem böylelikle ödeşmiş de oluruz, ha ne dersin? ;)" 

Hemen defterin sayfalarını çevirdim. Benim yazdığım her nota kendince karşılık vermişti. Kaç saatimi orada o ufak notları okuyarak geçirdiğimi hatırlamıyorum bile. Tam bittiğini sandığımda en uzunu beni bekliyordu. "Pek konuşabilen biri değilim, utangaç olmam biraz dezavantaj ama aradaki farkı yazarak gidermek istedim, umarım işe yaramıştır ;) Seni uzun süredir izliyorum ama karşına çıktığımda sanki yüzüme bakmıyormuşsun gibi hissettiğim için yanından geçip gidiyorum, ee haliyle aramızda hiç konuşma gerçekleşemedi. Bana o kadar büyük çılgınlıklar yaptırdın ki, mesela? desen, cevabım hiç düşünmeden şu olurdu; Müşteri olarak gittiğim cafe de, sırf seninle iletişime geçebilmek için, patronla konuşarak sizin masaya bakmak için garsonluk bile yaptım :) Uzatmak yersiz, eğer bu yazıyı bitirdiğinde beni görmek istersen hikayenin kalanını sana ben anlatmak isterim. Eğer istemezsen sessizce kalkıp gidersin ve bu olanlar hiç yaşanmamış sayabiliriz ama tabi ben ilk şıkkı seçmeni isterdim :) Sanırım yazı bitti, gelmek istersen seni romanların olduğu bölümde bekliyor olacağım :)" 

Kalbim durmuş muydu yoksa hızlı atmaktan uyuşmuş muydu pek anlamadım. Terliyordum sanki durduğum yerde, kalkıp hiç bi'şey olmamış gibi gitsem? Ama merak ediyorum ve yanına gitmekte çok istiyorum, kimdi acaba? Bunları anca yanına giderek öğrenebilirdim, eğer gitmezsem bir daha karşıma da çıkmaz, meraktan da çatlardım. En iyisi derin bir nefes alarak sakinleşmekti. Ayağa kalktım ve ufak adımlarla romanların olduğu bölüme doğru ilerledim. Görünürde kimse yoktu, biraz daha yaklaştım ve arkası dönük orada öylece duruyordu. Yanına yaklaştım ve işaret parmağımla omuzuna iki kez dokundum. Yavaş bir şekilde arkasını döndü ve gülümsedi. Bense heyecandan durmak üzere olan kalbimi susturarak, avucumu açtım ve ellerime bakmasını sağladım. Önce kağıda, sonra gözlerime baktı. Not kağıdını ellerimden yavaşça çekip aldı ve tekrar gözlerime baktı, gülümsedim. Konuşmamıza gerek yoktu, O elimi tuttu ve yüzüme baktı bense heyecanımı saklamak istercesine yalnızca kafamı yavaş bir şekilde yukarı aşağı sallamıştım.

Bazı hikayeleri yalnızca yazarlar yazar ve sonunu istedikleri gibi şekillendirirler. Şimdiye kadar bende aynını yaptım ama bu yazıda yazar yalnızca ben olmak istemiyorum. Bu yazıyı birlikte yazalım istiyorum. Nasıl mı? Ben hayal gücümle üzerime düşen kadarını yazdım, sıra sende! Sende al hayal gücünü, istediğin gibi bir son hayal et hikayeye. Yalnız küçük bir isteğim olacak, hikayemiz mutlu sonla bitsin olur mu? ;)

15 yorum:

tosbağanın dünyası dedi ki...

bende gerçekden böyle biri hala olabilirmi diye okuyordumki hikayeymiş ve çok güzel çok özenilesi bir hikaye :)

Adsız dedi ki...

bulmaca diye bir yazı da yaz olur mu?

simdiduydum.blogspot.com dedi ki...

fotoğraflar size mi ait?

Beraat dedi ki...

...
Yüzüm kızarmıştı hayatımda hep doğru erkeği aramıştıım şu an doğru yerdemiyim doğru kişiylemiyim onuda bilmiyorum ama sanırım gerçek aşkı bulmuştum. "Merhaba, hoşgeldin kadınım" dedi bana. Ne diyeceğimi bilemedim acaba hızlımı gidiyorduk ya yalandan ibaretse tüm bunlar? Ama nasıl olurdu bu kadar emek bu kadar çaba boş bir heves olmamalıydı.Olursa çok üzülürdüm. bir çay içmeliydik elbette. Ben bunları düşünürken " neler düşünüyorsun bilmiyorum ama sanırım seni etkilemeyi başardım" dedi. "Evet" dedim. Tebessümle baktı bana cesur bir savaşcı gibi tuttu ellerimden çıkardı beni oradan.Dışşarı çıktık son model bir arabaya doğru ilerliyorduk ona birşey bırakmadan "Yürüyelim" dedim.Sohbet ede ede sahile gelmiştik bana;beni nasıl etkilemeye çalışıığını ve yaptıklarını anlattı cevap vermiyordum şaşkınlıklar içerisinde sahiden yaptınmı diyordum oda evet diyordu. Günü sahilde bitirirken akşam onu düşünmeden edemiyordum yarın sınavım vardı odaklanamıyordum aklımda sürekli o vardı acaba gerçekten doğru kişimiydi bilmiyordum hayatım değişmişdi resmen. Ama mutluydum ilk defa bir erkek bana kendimi bu kadar mutlu hissetirmişşti sanırım aşık oluyordum. Ama sınava da çalışmalıydım biraz bakıp uyudum.Günler günleri kovaladı. Her sabah kapımda bir gül ve bir not bulurdum günler böyle geçip gidiyordu. Melisa beni kıskanmıyor değildi ama bir o kadar da seviniyordu :) Hiç bir zaman varlığını eksik etmedi benden canım arkadaşım. "Darısı başına canım" diyip notları beraber okuyorduk. " Birgün okuduğumuz nota ikimizde çok şaşırmıştık."Günaydın, ömrüm :) bugün seni ilk buluştuğumuz yere bekliyorum." yazıyordu notta. İlk notlardan sonra ikinci şaşırmışlığımı yaşııyordum. Hemen üstüme birşeyler giyinmeliydim sanırım özel bir gün olacaktı ne giyeceğimi melisa ile karar veriyordum ama hiç birşeyi beğenmiyordum Melisa "yeter ama giy artık birini o seni sen olduğun için seviyor takma bu kadar kafana" diyip beni azarladı "Tamam tamam" diyip mavi elbisemi giyip çıktım. Sahilde kimseler yoktu şaşırmıştım biraz bekledikten sonra banka ot maya karar verdim... Banka yapışırılmış notu farkettim."Kumsala doğru gel canım. " yazııyordu kumsala doğru ilerledim arkamda biri vardı arkama dönmeye fırsat vermeden bir anda gözlerimi kumaş bir bezle kapattığını farkettim. Önce o olduğunu sandım ellerini tuttum ama bu bir başkasının elleriydi hemen ellerimi çektim ve tam bağıracakken "sakin olun hanfendi sizi bir beyfendiye götüreceğim" dedi korkmuştum ama birazda olsun rahatlamıştım. bizim deli oğlanın ilginçliklerinden bir tanesi olmalıydı bu, ilerledim. "Oturun" dedi gözlerimi kapayan adam. Oturdum.gözlerimi biri açtı arkama döndüm ve bizimkini gördüm "Umarım kızmamışsındır dedi" Eh korktum biraz dedim. Çok güzel bir yemek yedik keman eşliğinde dans ettik ve hayatımın teklifin aldım. "Benimle evlenirmisin" dedi. Ve "Evet dedim." Okul bittikten sonra evlendik işe girdim her şeyimde yanıımda oldu. En başlarda çalışmamı istemedi ama daha fazla ısrar etmedi. Melisa ile aynı işi yapıyorduk oda hayatının adamını buldu ve evlendi. Ve bu kadar sene geçmesine rağmen hala İlk günki gibi birbirimizi seviyoruz. 2 tatlı çocuğumuz var ellerinizden öperler :)

Yaz dedin kıramadım senin kadar iyi olmasam da yazdım birşeyler maksat davete icabet ;)

Selen Tumi dedi ki...

Hikaye cidden güzeldi ,sen de sonunu güzel tamamlamışsın bence

Adsız dedi ki...

....
O an o kadar dikkatli inceledim ki yüz hatlarını hepsi bir anda beynime kazındı sanki ve ağzı kıpırdamaya başladı o kadar heyecanlıydım ki dediklerini tam olarak kavrayamıyordum 'Hoş geldin güzel gözlüm' dedi sadece gülümseyebildim vücudum başka bir şeye izin vermiyordu kelimeler boğazımda düğümleniyordu ama bir tebessüm bile ona yetti 'Gülüşün bir ömrüme bedel' dedi ve o kısacık anda yaşadıklarımızı hiç bir zaman tarif edemedim 10 dakikalık bir duygu nasılda bu denli büyük izler bırakabilirdi bende asla anlam veremedim har gün okulda kütüphanede apartmanda kapımda defterlerimde notlar buluyordum o küçücük notlara öyle şeyler yazıyordu ki okurken kendimde olmuyordum çoğu zaman kısa sürede bir sürü notum oldu ve 1 yılın sonunda koyacak yerim kalmadı tam 1. yılımızda sabah başucumda bir notla uyandım ''Bu gün benimsin'' ne olduğunu kavrayamadan ayakucumdaki koltukta kıyafetler duruyordu üzerinde de bir not ''Bu kıyafetleri sen uyurken seçtin beni kırmayıp giyer misin?'' hemen giydim beni nasıl bu kadar iyi tanıyordu o kadar güzel olmuştu ki kıyafetlerim hemen çıktım odadan mutfağa gittim bir şeyler yemem gerekiyordu en azından acı bir kahve tam dolabın kapağını açarken bir not daha ''Kahve içme zamanı değil bir şey yemeden kapının önündeki taksiye bin'' beni gerçekten fazlasıyla tanıyordu taksiye bindim ve koltukta bir göz bandı ve bir not ''Gideceğimiz yer süpriz bunu takar mısın?'' yaklaşık 30 dakikalık bir yolculuğa çıktım ve hiç bir şey göremedim indim ve bir adam geldi onun kokusuydu 'Nereye' diye sordum cevap gelmedi merdivenlerden çıktık bayağı uzun sürdü kaç merdiven çıktığımız saymadım ve ılık bir rüzgar hissettim yüzümde gözlerimi açtı bir deniz fenerinin üstündeydik ve bana yazdığı bütün notları yaklaşık 200 metre ileride 2 tekne arasına gerilmiş bir ip üzerindeydi ve bir de büyük bir not vardı ve o an gözlerime inanamadım notta aynen şöyle yazıyordu ''Ömrümüzün geri kalanını ayrı geçirmek bize haksızlık olur BENİMLE EVLENİR MİSİN SEVGİLİM?'' nutkum tutulmuştu tek kelime edemiyordum önce afalladı sanki istemiyormuşum zannetti hemen boynuna sarıldım 'EVET'' diye haykırdım bir anda ufak bir çocuk oldu sanki ondan mutlusu yoktu havaya kaldırıp kaç tur döndüğümüzü hatırlamıyorum ve 5 ay sonra evlendik küçük bahçeli şirin bir evimiz vardı onunla her sabaha birlikte gözlerimi açma asla paha biçilemezdi evliliğimizin 2. yılında tıpkı ona benzeyen bir kızımız oldu onun gibi sevgi dolu gözlerini ve saçlarını hep bana benzetirdi adını deniz koyduk ve hayatımı değiştiren adamla tam 40 senemi geçirdim ve bir anından bile vazgeçmem şimdi ne mi yapıyor haliyle yaşlandık bu gün tam 65 yaşına girdi o bahçedeki güllerine bakıyor bende çayımı yudumlarken keyifle onu izliyorum...

Onu Diyorum dedi ki...

Vay canına! bu harikaydı, kesinlikle bu hikayenin böyle bir sona ihtiyacı varmış :) Ellerine, kalemine sağlık.

Adsız dedi ki...

vay arkadas yaaaa!!! Muhteseeem :) tebessumle, bugulu gozlerle okudum resmen.. Keske kahramanı ben olsaydım bu hıkayenın..

Adsız dedi ki...

Super bir hikaye sonunu tamamlayan arkadaslarda guzel tamamlamis

Adsız dedi ki...

cok cok iyi..

Adsız dedi ki...

Okurken ben bile heycanlandım...

Adsız dedi ki...

.......
Tam o sırada saat çaldı neye uğradığımı şaşırdım ama çok gerçek gibiydi Hemen mutfaga gidip kahvemi hazirlamaya koyuldum ve bi arkadaşimi aradım selamlaştıktan sonra şu sözler döküldü ağzımdan "Aşkım dün gece rüyamda ilk karşılaştığımız anı gördüm "

Adsız dedi ki...

Gerçekten çok fazla başarılı

Sakor Kilos dedi ki...

Kollarından tuttuğu gibi kendilerini sokağa attılar, deli gibi koşuyorlardı iki yabancı olabilirlerdi ama beraberdiler. Çocuk birden durdu, o an sanki hiç kazanmadığı bir şeyi kaybetmiş gibiydi pişman, aciz, acınası durumda. Sadece bak dedi gözlerime bak ki tekrar gör ışığı, sönmesine izin vermeye'lim bu sefer . Kızın dili tutulmuştu önemli olan çocuğun ağzından çıkan kelimeler değil, bakışlarıydı. Nasıl boş verebilirdi ki onu, gözleri ona baktığında bi volkan gibi patlıyodu uğultular, kahkalar, benzin kokusu etraf karmakarışıktı ama onların bulunduğu durum kadar değildi. Kız gururunu kırıp tutacak mıydı ellerinden çocuğun, affedebilecek miydi . Çocuk aniden sarıldı kıza kollarının arasında kaybolmuştu sanki, daha önce tattığı hiç bi şeye benzemiyordu. kafasını kaldırdı çocuk gözlerine baktı gözleri gel der gibiydi gel diyordu adeta, kızın içinde bulunduğu durum çok karışıktı anlam veremiyordu neydi ne oldu ne olacaktı, korkuyordu ama bırakmakta istemiyordu onu, bi kere tutmuş artık nasıl bıraksın, yağmur bastırdı aniden, beraber ıslanıyorlardı çocuk hiç olmadığı kadar huzurlu ve mutluydu kızda öyle gökten düşen damlalar onları daha yaklaştırıyordu sanki birbirlerine. Çocuk gel dedi gidelim, kabul etti kız inanıp güvenmişti çünkü . Mutlu son olur umarım. Umuyorum

Sakor Kilos dedi ki...

Kollarından tuttuğu gibi kendilerini sokağa attılar, deli gibi koşuyorlardı iki yabancı olabilirlerdi ama beraberdiler. Çocuk birden durdu, o an sanki hiç kazanmadığı bir şeyi kaybetmiş gibiydi pişman, aciz, acınası durumda. Sadece bak dedi gözlerime bak ki tekrar gör ışığı, sönmesine izin vermeye'lim bu sefer . Kızın dili tutulmuştu önemli olan çocuğun ağzından çıkan kelimeler değil, bakışlarıydı. Nasıl boş verebilirdi ki onu, gözleri ona baktığında bi volkan gibi patlıyodu uğultular, kahkalar, benzin kokusu etraf karmakarışıktı ama onların bulunduğu durum kadar değildi. Kız gururunu kırıp tutacak mıydı ellerinden çocuğun, affedebilecek miydi . Çocuk aniden sarıldı kıza kollarının arasında kaybolmuştu sanki, daha önce tattığı hiç bi şeye benzemiyordu. kafasını kaldırdı çocuk gözlerine baktı gözleri gel der gibiydi gel diyordu adeta, kızın içinde bulunduğu durum çok karışıktı anlam veremiyordu neydi ne oldu ne olacaktı, korkuyordu ama bırakmakta istemiyordu onu, bi kere tutmuş artık nasıl bıraksın, yağmur bastırdı aniden, beraber ıslanıyorlardı çocuk hiç olmadığı kadar huzurlu ve mutluydu kızda öyle gökten düşen damlalar onları daha yaklaştırıyordu sanki birbirlerine. Çocuk gel dedi gidelim, kabul etti kız inanıp güvenmişti çünkü . Mutlu son olur umarım. Umuyorum

Yorum Gönder